Kategori

TİYATRO

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni Nazım Hikmet

22 Şubat 2012 TİYATRO

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni Nazım Hikmet
Gelsene” dedi bana.

Kalsana” dedi bana.

Gülsene” dedi bana.

Ölsene” dedi bana.

Fazla söze gerek yok. Nazım Hikmet‘in o güzel kaleminden, Metin Belgin ve Hümay Güldağ Belgin‘in yorumuyla harika bir “şiir gösterisi” olmuş Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni. Pek fazla doyamıyorsunuz, çünkü 1 saat Nazım Hikmet için çok yetersiz. Hep beklediğiniz, duymak istediğiniz bir şiir, bir söz içinizde ukte kalarak çıkıyorsunuz salondan.
DEVAMINI OKU

İlginizi Çekebilir

Kanunlar, Yasalar ve Elma Hırsızları

25 Kasım 2011 TİYATRO

Kanunlar, Yasalar ve Elma Hırsızları Hukuk ve adalet ne için vardır? Sadece birey için mi, yoksa koskoca bir toplum için mi? Adaletin olmadığını düşündüğünüz yerde devlet mi vardır? Hukuk kelimesi akla ne getiriyor? Devlet mi, insan mı? Buna benzer bir çok soru kalıyor akılda, cevapsız bir şekilde. “Elma Hırsızları”, adalet, hukuk ve ceza kavramlarının yanında bir de “insan” ve “insan”a dair olan her şeyi kurcalayan bir oyun olmuş.

Faruk Erem‘in “Bir Ceza Avukatının Anıları” adlı eserinden Mehmet Baydur tarafından oyunlaştırılan “Elma Hırsızları”, farklı kesimden insanların, yaşadığı hayat hikayelerinin küçük kesitlerini sunarak, hür ve refah içinde ki toplum düzeninin ufak bir özlemini yansıtıyor diyebiliriz. Özellikle toplumda geri kalmış olduğunu düşündüğümüz ama aslında tam da “hayatın asıl gerçeği budur” dediğimiz hikayelerle, tüm hukuk sistemini ve adalet kavramanı sorgulayan etkileyici ve kaliteli bir oyun Elma Hırsızları.
DEVAMINI OKU

İlginizi Çekebilir

Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk, Belki de Daha Fazlası

25 Ekim 2011 TİYATRO

Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk, Belki de Daha Fazlası

“Hayat, kendi kendimize uydurduğumuz yalanlarla oyalanma sanatıdır.”

Elbette ki bu söz oyunun ana fikrini oluşturmuyor ancak, yine düşünmeye sürüklüyor seyirciyi. Bana göre başarılı oyun, seyirciye hayatı ve insanı sorgulamayı öğreten oyundur. Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk bu anlamda ki başarısını da kanıtlamış bir oyun.

Çarpıcı. Seyirciyi sarsan. Bu iki kelimeyle tanımlayabilirim bu oyunu. Tek perde de insanın içine işlemeyi başarıyor ve kimi zaman seyirci de sancılı dakikalar yaşamaya başlıyor.
DEVAMINI OKU

İlginizi Çekebilir

John Logan’ın “Kırmızı”sı Üzerine

22 Ekim 2011 TİYATRO

John Logan’ın “Kırmızı”sı Üzerine

– Sana bir şey sorabilir miyim?
– Sormanı engelleyebilir miyim?
– Gerçekten de siyahtan korkuyor musun?
– Hayır, ben ışığın yok olmasından korkuyorum.
– Yani körlük gibi mi?
– Hayır ölmek gibi.

Bu oyun için söyleyebileceğim tek bir şey var, “etkileyici”. Düşünen ve sorgulayan bir insan için çok daha fazla etkileyici. Sanatı ve sanatçıyı yargılayan, ürünlerin toplum için mi yoksa birey için mi ortaya çıkarıldığını tartışan etkileyici bir oyun.
DEVAMINI OKU

İlginizi Çekebilir